Konteyner taşıma süreçlerinin hukuki boyutu, yaşanan sorunlar, alınan tedbirler ve çözüm yolları
Abstract
Uluslararası ticarette parçalı yüklerin standart kutu şeklindeki konteynerlerle daha hızlı, ekonomik ve emniyetli şekilde taşınmaya başlaması, taşıma yöntemi tercihin kırkambar veya kuru yük taşımacılığından konteyner taşımacılığına doğru kaymasına neden olmuştur. Böylelikle, konteynerin multimodal taşımalarda yoğun olarak kullanılması, konteyner ve konteyner taşımacılığının taşıma hukukunda önemli bir yer teşkil etmesine neden olmuştur. Konteynerin veya eşyanın denizyolu, karayolu, demiryolu veya havayolu türlerinden hangisi ile taşındığı, taşıma türünün kendi niteliği gereği, maruz kalınacak yasal dayanaklar ve kurallar açısından farklılıklar arz etmektedir. Bir multimodal taşımada en az iki taşıma türü kullanıldığından ve bu multimodal taşımalar ağırlıklı olarak konteynerlerle yapıldığından, gerek ulusal gerek yabancı unsurların bulunması halinde anlaşmazlık esnasında konteyner taşımacılığının oturtulması gereken hukuki zeminin ve uyulması gereken kuralların ne olacağı sorusu ile karşılaşmaktayız. Çalışmamızın ilk bölümünde, amaç, kapsam ve izlenen yönteme değinilirken, çalışmamızın ikinci bölümünde; Genel olarak, konteyner taşımacılığı, konteynerlerin teknik olarak tanıtılması ve değerlendirilmesi, ölçeklendirme, yapı özellikleri, uluslararası standardizasyonu, boyutları gittikçe büyüyen konteyner gemilerinin, boğaz ve kanal geçebilirliklerine göre yapılan sınıflandırması, Türkiye ve Dünya'da konteyner taşımacılığının güncel durumundan, bu tür taşımacılığın avantaj ve dezavantajlarından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde; ülkemizde ve dünyada konumuz ile ilgili ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar, mevzuat kaynakları, yasal dayanaklar ve temel kavramlar, iç hukuk ve uluslararası sözleşmeler kapsamında güncel hukuki zemin irdelenmiştir. Bu bölümde göze çarpan en önemli husus, Taşıma işinin icrası öncesinde ve bazen sonrasında veya zarar oluşması halinde zarar yeri, eklenen klozlar ya da hangi taşıma türü esnasında oluştuğu gibi parametrelerle uyulacak kurallar topluluğuna karar verilmesi olmuştur. Son bölümde ise konteyner taşımacılığında, uygulamada yaşanan teknik ve hukuki sorunlar, çözüm önerilerinden bahsedilmiştir. Konteynerin uluslararası ticarete son kırk yılda yaptığı hızlı girişle, yirminci yüzyılın başlarından bu yana "Harter Act" ile başlayan düzeltme faaliyetlerine hız verilmiş ve Rotterdam Kuralları ile içerisinde deniz yolu olan her türlü taşıma işine uygulanabilecek kurallar topluluğu oluşturulmuştur. Sorunların çözümünde ve taraflar arasındaki sorumluluk paylaşımında, özellikle çoklu taşımalara uygun hükümler sevk eden konvansiyonlardan, Rotterdam Kuralları, Hamburg Kurallarına göre daha apolitik ve çözüme odaklı karşılanmış fakat taşıyanların üzerine donatanın sorumluluklarının da bir kısmını yüklediği düşüncesiyle dünya çapında uygulanabilir duruma henüz gelememiş, yeterli ilgiyi görmemiştir. Diğer yandan çalışmamızda, yaşanan kural kargaşasının önüne matbu yük senetleri ve konşimento üzerindeki genel şartlar, sözleşme klozlarında hukuk seçimi, anlaşmazlıklar halinde ulusal mahkemelerin yerine tahkim, arabuluculuk ve uzlaşma metotları ön plana çıkarılmıştır.